Çarşamba, Mart 30, 2022 -
0 Yorum
0 Yorum
Aşk'ına Dîvâne!
Bu acıya dağ dayanamadı, dîvâne!
"Yetişemedim; kalburum delik çıktı, ben yetemedim. Kimi sevdiğine güneşi yetiremez, kimi bir gölgeye mahkum olur. Ben sevdiğime güneşi yetiremedim, o, güneşte ışıksız kaldı."
"Yetişemedim; kalburum delik çıktı, ben yetemedim. Kimi sevdiğine güneşi yetiremez, kimi bir gölgeye mahkum olur. Ben sevdiğime güneşi yetiremedim, o, güneşte ışıksız kaldı."
Sevdiğine güneşi yetirmek çabası sevmeye direnmekmiş; anladım. Mesele; aslında, sadece ve yalnızca güneşe ayna olabilme gayretinden ibaret olmalıymış. Yoksa mahbub güneşe nasıl baktı; gördü mü; fark etti mi; ya da bundan haberi var mı meselesi değilmiş. Su gözesindeyken neydi ona bakmakmış aşk; yamaçlardan nasıl döküldüğü, ovada nasıl süzüldüğü, nasıl görüldüğü, ne işe yaradığı meselesi hiç mi hiç değilmiş.
Bu yükü dağlar çekemedi diyor Mevlâ Yüce Kitab'ında. Hep merak ederdim; dağlar neden çekemedi ki? Şimdi anlıyorum; dağların taşımakta zorlandığı sorumluluk sahibi olmak,vazifeyi yapmaktan kaçmak ya da hesabını verip verememesi değil, tıpkı kaynağında saf ve billur halde bulunan sudaki; aşkı, samiyeti, içtenliği ve karşılık beklemeden yaşamayı uğradığı yerlere ve aslında sahibine teslim aldığı gibi iade edememe ihtimali imiş.
Ama bildim ki; dağların çekemediğine insanlar talip olmuş, olmuş ama ne yazık ki bigâne kalırmış. Tabi sorumluluk denilen şeyin aslında gönlünden dağ oluşturanlar, etrafına, emaneti verene sadık kalarak ulaştıranlar ya da yüreğinin merkezinden damıtılmış ve saf ilahi sevgiyi, eline ve diline değdirmeden ulaştıranlar olurmuş. Koca yürekliler, hey Gönül Dağı sahipleri: Sevginizdeki bereket ne güzel, ne bahltlı ve sizler ne kadar zenginsiniz. Maşaallah.
Gönül Dağı'na düşen, ilhamını güneşten almak; muhabbetinin ve aşkının nerede nasıl yankılandığına bakmadan yaşamakmış. Bağrından çıkan suyun nereye, kime ulaştığına değil, muhtevasının ne olduğu kaygısına sahip olmak imiş. Ve adına da sevda diyorlar ki; bu haliyle mutluluk, sevilip sevilmediğine bakmak değil; sevdana sarılmak imiş...
Bu mutluluk dağlara gıda olur, olur olmasına da acısına da dağ dayanmaz, dîvâne, dağlar dayanamaz.
Bu yükü dağlar çekemedi diyor Mevlâ Yüce Kitab'ında. Hep merak ederdim; dağlar neden çekemedi ki? Şimdi anlıyorum; dağların taşımakta zorlandığı sorumluluk sahibi olmak,vazifeyi yapmaktan kaçmak ya da hesabını verip verememesi değil, tıpkı kaynağında saf ve billur halde bulunan sudaki; aşkı, samiyeti, içtenliği ve karşılık beklemeden yaşamayı uğradığı yerlere ve aslında sahibine teslim aldığı gibi iade edememe ihtimali imiş.
Ama bildim ki; dağların çekemediğine insanlar talip olmuş, olmuş ama ne yazık ki bigâne kalırmış. Tabi sorumluluk denilen şeyin aslında gönlünden dağ oluşturanlar, etrafına, emaneti verene sadık kalarak ulaştıranlar ya da yüreğinin merkezinden damıtılmış ve saf ilahi sevgiyi, eline ve diline değdirmeden ulaştıranlar olurmuş. Koca yürekliler, hey Gönül Dağı sahipleri: Sevginizdeki bereket ne güzel, ne bahltlı ve sizler ne kadar zenginsiniz. Maşaallah.
Gönül Dağı'na düşen, ilhamını güneşten almak; muhabbetinin ve aşkının nerede nasıl yankılandığına bakmadan yaşamakmış. Bağrından çıkan suyun nereye, kime ulaştığına değil, muhtevasının ne olduğu kaygısına sahip olmak imiş. Ve adına da sevda diyorlar ki; bu haliyle mutluluk, sevilip sevilmediğine bakmak değil; sevdana sarılmak imiş...
Bu mutluluk dağlara gıda olur, olur olmasına da acısına da dağ dayanmaz, dîvâne, dağlar dayanamaz.
29 Mart 2022
Kars / Çırpıcı
Engin MUTLU
Engin MUTLU
_________________________

0 yorum:
Yorum Gönder