Pazar, Ağustos 12, 2012 -
0 Yorum
0 Yorum
Fark
Her şey, bir şey için yokluk eleminden varlık âlemine geldi; kâinattaki kusursuz işleyişi fark edebilmek. İnsan bu farklılığı anlayabildiği, kavrayabildiği ve açıklayabildiği ölçüde bütün işleyiş içerisinde kendisine müspet ve faydalı bir yer bulabiliyor.
Hz. Peygamber (sav)’in, iki günü eşit tutarak ziyan olmaktan kurtulmak için çalışmaya, emek harcamaya, araştırmaya, üretmeye ve katma değer oluşturmaya yönelik emrini fark edebilen insan olmayı becerebilmek ise gerçek faydayı ve farkındalık oluşturmayı sağlayacak en güzel çare olarak önümüzde duruyor. Hareketi sağlayan tüm faaliyetler ise iki amaca müteveccihtir, ya da iki sonuca ulaşmayı sağlıyor. Önce kendisine Veren El'i fark ederek teşekkür etmek, sonra Veren El'in yarattıklarına faydalı olabilmek. İşte ibadet diye tarif edilen fiiller bütünü, bu iki maksadın üzerine oturmuştur.
Bütün mesele ise bu iki hususta dengeyi muhafaza edebilmektir. İfadesi çok kolay ama îfâ etmesi çok çetin bir görevdir yaratılanı hoş tutarken, Yaratan’ı unutmamak. Çünkü biri olmadığında ya da eksik kaldığında, hem dünyada gerçek huzuru hissedip rahat nefes almaya, hem de ahirette hakiki saadete kavuşmaya diğeri yetmiyor.
Bir ömür boyunca karşımıza çıkan kesret, dağınıklık ve karışıklıklardan kurtulmanın basit bir formülü var; bir taraftan Mehmet Akif gibi;
Ölen insan mıdır, ondan kalacak şey; eseri,
Bir eşek göçtü mü, ondan da nihayet; semeri.
deyip "maddeyi fark edebilme" çabasını gösterirken, diğer taraftan eş zamanlı olarak Bediüzzaman’ın gönlünde, lisanında ve ef’alinde ifadesini bulan; “Ahirette geçer akçe olarak kullanıp, kendimizi kurtaracak bir eserimiz yoksa, fani dünyada bıraktığımız eserlerin tek başına çok ciddi bir anlam ifade etmediği” bilinciyle “manayı fark edebilme” becerisini gösterebilmemizdir.
Yoksa Mahkeme-i Kübra’da Allah Teala’ya yapacağımız sunum bellidir. Ya “dünya hayatının oyun, eğlence, süs ve mal ve evlat çoğaltma yarışından” (Hadid 20) ibaret olduğuna dair örneklerle dolu içi kof hikâyeler. Veya ahiret yurdunun asıl hayat olduğunu fark edip, “biraz korku, biraz açlık, birazda mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme imtihanına” (Bakara 155) rağmen “hakta sebat ve azimle sabrederek” (Al-i İmran 186) zenginleştirilmiş misallerle dolu sayfalar ve kayıtlar.
Bütün mesele aradaki farkı dünyada iken fark edebilmek. Asıl mesele ise Huzur-u İlahî’de ve ahirette fark edilebilmek.
Engin MUTLU
__________________________
0 yorum:
Yorum Gönder