Pazartesi, Ocak 08, 2018 -
0 Yorum
0 Yorum
Takvim ve Yaprak
Gözüm kuru dallarda...
Kasım ayına küstüm.
Önüm takvim ve yaprak;
Eylül’müş benim dostum.
Soğuk, yağmur, kar, rüzgâr;
Zaman rahmetle doldu.
Ocak, şubatı bilmem,
"Aralık" zahmet oldu.
Bir “mayıs”, “iki nisan”
Takvimlerden silinsin.
Vefasızlığın izi
Ağustos'tan bilinsin.
Azrail’i gördüm dün
Takvimin yaprağında,
“Değdi mi" diye sordu
Sandım, son baktığımda.
Bir daha rica ettim
O mübarek meleğe,
Dokunmasın vefasız
“Bu” yalnız kelebeğe.
Bugün, günlerden “yarın”
Saat, “o an”a bir var.
Hangi ay bilemedim
Mevsim? Bana sonbahar.
Rüzgârın önündeki
Cesaret; sarı yaprak.
Tıpkı bana benziyor
Yapraksız yalnız kavak.
Ve düştüm… Herkes kalktı…
Yaprak düştü, dal düştü.
Kavak, takvim, mevsimler
Son nefese dönüştü.
Son kelamım Muhammed (sav)
Son sözüm Allah (cc) olsun.
Yaşa ey Melekü’l-Mevt
Takvimler şahit dursun.
Gündüzalp elin açtı;
Şükretti, niyaz etti
Rabbisine yalvardı;
Oh! Diyebildi. Ancak;
Yanağının üstünde,
Gözünden “Üç’ü” kaldı.
8 Ocak 2018

0 yorum:
Yorum Gönder