13 Nisan 2020 Pazartesi

Pazartesi, Nisan 13, 2020 - 0 Yorum

Antisemitizm mi İslamofobi mi?


Antisemitizm mi, İslamofobi mi?

Semitizm kavramı, "Sami kavminden olanlar"ı kapsar. Anti-semitizm ise genel anlamda Sami kavminden olanlara karşıtlığı, düşmanlığı ifade eder.

Kavram bu anlama gelmektedir. Ancak ne zaman kim yaptı bilmiyorum, tipik bir Siyonist yönlendirmeyle; genel kabule dönüştürülen bir global algı yöntemi/yönetimi yürütülerek, kavram önce Yahudilerle ilgili hale getirilmiş ve Yahudilikle ilintili/özdeş/anlamdaş/eşanlamlı yapılmıştır. Ardından da kavrama, Yahudi düşmanlığı manası kazandırılmıştır.

Şu halde semitizm-sâmîlik (sâmî: Hz. Nûh’un büyük oğlu Sâm’a nisbet edilen kavimler) kavramı, Arabistan, Suriye, Irak ve Afrika’nın bazı bölgeleri olmak üzere geniş bir coğrafyada benzer özelliklere sahip diller konuşan Akkadlar, Bâbilliler, Asurîler, Amurîler, Ârâmîler, Süryânîler, Ken‘ânîler, Nabatîler, Fenikeliler, İbrânîler, Araplar ve Habeşler gibi kavimleri kapsar. Günümüzde dünyadaki en kalabalık Sâmî kavmi Araplar’dır.

Ama gelin görün ki; Siyonist zihin burada da oyununu oynamış, bugün (2020) itibariye yaklaşık 8 milyar insanın yaşadığı dünyada hepi topu tüm dünyada yaklaşık 13 milyon civarında nüfusa sahip olan Yahudilerin; dinine, ırkına, kültürüne veya milletine karşı duyulan düşmanlık olarak kullanılmasını sağlamıştır.

Daha feci olanı, bu politika, anti-semitizmi lanetleme faaliyetleri olarak uygulanırken, dünya genelinde zulme uğrayan toplulukların oluşmasına, bir anlamda zihinsel, insani ve çevresel kırımın/katliamın kural haline getirilerek, Siyonist semirmenin/sömürmenin argümanına dönüşmesine sebep oluşudur.

En feci olanı ise, Siyonistlerin anti-semitizm adı altında, bu zihinsel, insani, çevresel, arkeolojik, antropolojik ve kültürel kırımı/katliamı, özellikle Sami kavminden olan diğer milletlere karşı kullanıyor olmalarıdır.

Şu halde; Kur’an-ı Kerim’in, “ma’dub-kendilerine gazap edilmiş, Allah’ın gazap etmesine sebep olan fikir-yaşam döngüsüne sahip olanlar” diye tarif ettiği, bu anlayış/zihniyet tarafından deforme edilmiş bir vadedilmiş topraklar “imanı” vardır. Bu kavram, söz konusu topraklarda yaşayan diğer millet ve kültürlere karşı tam bir yok ediş hareketi olarak, Ortadoğu ve çevresinde sorgulanamaz bir kalkan ve gerekçe yapılıp, dünyaya da kabul ettirilmiştir.  Batı medeniyetinin var olduğu coğrafyadaki devletler, Yahudilere -bana göre bu Siyonist birikime- karşı fikir öne sürmeyi, kabul etmeyi, ifade etmeyi kanunen suç saymaktadırlar. Böylece bu ma’dub güruh, ikinci olarak da anti-semitizm “iman”ını kullanmaktadır.

Yani, “sami kavmi düşmanlığı-kırımı” anlamına gelen politika, sami kavminden olan ve en fazla 13 milyon nüfusa sahip bir millet tarafından (ki tüm Yahudi/Musevi olanları Siyonist diye kabul edemeyiz), yine sami kavminden olan ve tüm dünyada yaklaşık 500 milyon nüfusa sahip milletlere karşı, Ortadoğu’da kırım politikası olarak uygulanmaktadır.

Bir başka feci felakette, anti-semtizm kavramı gereği asıl zulmedilen ve yok edilmek istenen kesimin sami kavminden olanların da ötesinde, yaklaşık 1,5 milyar nüfusa sahip tüm Müslümanlara karşı yürütülen ortak hareket olarak gösterilmeye çalışılması/görülmesi/uygulanması belki de kabul edilmesidir.

Acı olanı da bu gerçeklerin, Müslümanların çoğunluğu tarafından bilinmesine rağmen, değiştirmek için siyaset ve hamasetin ötesinde gerçekçi ve kalıcı etki olacak hiçbir ciddi çalışma yapmaması/yapamaması; politika üretmemesi/üretememesidir. Maalesef, Müslümanlar ne İslami değerleri uhrevi bir samimiyetle yapmaktadırlar, ne dünya ve ahiret dengesi içerinde bir hayat sürmektedirler, ne de özel çerçevede İslam ve genel anlamda dünya medeniyeti için artı değer oluşturacak faaliyetler yürütmektedirler.

Veyl ki; çoğunlukla, “at, avrat, silah - kasa, masa, nisa” teslisleri karambolünde yuvarlanarak, ya gerçek/İslami anlamından koparılmış mürşid/mehdi anlayışı beslemekte veya kahraman bir kurtarıcı beklentisi içerisinde, miskince, sadece dünyevi kapsamlı bir hayatı sürdürme sürecini ısrarla yaşamaktadır. En eylemci, dinamik, aktif ve enerjik olduğunu iddia edenler ise idareyi/yönetimi/söz söyleme hakkını ele geçirme çabasını, performansını sergilemekte ve göstermektedir. Anti-semitizm kavramı üzerinden izah etmeye çalıştığım bu manzarayı, küresel Siyonizm’in direktifinden çıkmayan; bu ve benzeri dayatmaları göremeyen; ilkel ve vizyonsuz Müslümanları/devletleri bahis mevzu bile etmiyorum.

Cibril Hadisi’ni biliyorken; asıl problemin Allah’ın huzurunda utanç verici bir kul duruma düşmek olduğu halde, bir de cehennemle karşılık bulan şehit, alim ve cömert görünenlerin durumu bize hiç tesir etmemiş. Vaizler, nasihler, hocalar, kitaplar anlatsın dursun; ne fayda!

Düşmana “niye bana saldırıyorsun “ demek ahmaklık olacağına göre, içinde bulunduğumuz ahval ne kadar feci ve trajik bir gerçek.

Engin MUTLU

NOT: Cibril Hadisi ile cehenneme atılan şehit,  alim ve cömert görünen insanları anlatan Hadis-i Şerifler için.

_______________________

0 yorum:

Yorum Gönder