6 Nisan 2020 Pazartesi

Pazartesi, Nisan 06, 2020 - 0 Yorum

Gaflet! | Nefsime Bir Ders-i İbret

Gaflet

Bu korona dünyanın başına niye bela oldu sorusu ayrıca cevaplanabilir ama, İslam Aleminin başına bela olmasının sebebi, Müslümanların tam da şu tarz, sözde ubudiyetlerindendir.

Cenab-ı Allah diyor ki; "sizi şu şeylerle; korku, açlık, mallardan eksilterek, nefislerinizle/sevdiklerinizle, kazandıklarınızla imtihan imtihan edeceğim. Sabredenleri müjdele." (Bakara, 155)

Yani sınav sorularını vermiş, gayet açık net "5 soru" ve bu soruları yeri ve zamanı geldiğinde soruyor. Biz Allah'a nasıl dua ediyoruz? "Allah'ım beni sağlığımla, evlatlarımla, açlıkla, yoklukla sınama." (Lütfen dualarınızı, cuma, kandil, bayram vb. mesajlarınızı kontrol edin) Bunun adı emre itaatsizlik, isyan, kibir, kafa tutma, hadsizlik, itiraz, enâniyet, eyyamcılıktan ve keyfîlikten kaynaklanan şirktir.

Şimdi bu bencilce isyan ve şirk nedeniyle korona geldi, hâlâ utanmadan "def etme işini Allah yapsın" mı diyoruz?

Biz dua-ibadet edeceğiz, Allah'da (cc); işimizi rast getirecek, çok para verecek, sağlığımızı düzeltecek, çocuklarımız hayırlı olacak vs. Öyle mi?

ÖYLE DEĞİL!

Biz çalışırken dünyevi kuralları, aç gözlülüğü, gerekirse Allah'ın adını  kullanarak/karıştırarak zulüm ve haksızlığı, sadece kendi kazancımızı düşüneceğiz, ardından dua edeceğiz, Allah bize hayırlı kazançlar, ev, mal, araba verecek? Helal, haram, kul hakkı demeden yiyeceğiz, Allah bize sağlık afiyet verecek? Öyle mi?

VALLAHİ DEĞİL!

Çocuklarımızı bağdan boşanmış dana gibi her istediğini karşılayacak şekilde dünyevî ve uhrevî sorumluluktan azade yetiştirip, dokunulmaz yapacağız, Allah bize hayırlı evlatlar verecek? Öyle mi?

BİLLAHİ DEĞİL!

Hasta mı olduk? Tedbir almadan bildiğimiz gibi yaşamaya devam edeceğiz, hele de koronayı ülkemizden kovması için dua zincir oluşturduysak, Allah def edecek? Öyle mi?

TALLAHİ DEĞİL!

Başımıza musibet gelmiş, "kovma" işini Allah'a havale ettik yine. Bunun adı "haddini bilmeyen kulun, ısrarla hadsizliğini devam ettirmesidir ki; musibeti engellemeyeceği gibi artırır."

Tıpkı israiloğulları gibi: "Rabbine söyle, susadık bize su versin, bıldırcın eti usandırdı bize başka yemekler versin (Bakara 61), düşman zorba, bizden kalabalık ve güçlü, sen ve Rabbin gidin savaşın onları yenin, biz burada duracağız, biz kutsal topraklara öyle girelim. (Mâide, 24)"

Tıpkı Hz. Peygamber gibi "Ey Aişe Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?" berraklığında, hiçbir dünyevi ve uhrevi pazarlığa girmeden iman etmiş olmalıyım/olmalıyız.

Tıpkı Hz. Yusuf gibi, Hz. Eyyub gibi, tıpkı Hz. Yunus gibi (aleyhimüselam). Rabbi innî (innâ) meseniyeddurru, ve ente erhamu'r-rahimîn (Enbiyâ 83). Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke innî (innâ) küntü (künnâ) mine'z-zalimîn (Enbiyâ 87) demeliyim/demeliyiz. 

Tevbe-i Nasuh ile tevbe edip, Allah'ı anmadıkça (Tahrim 8), eğer "kul"dan bekleneni hâlâ bu tarz "havaleler"le yapacaksak (M. Akif Vaiz Kürsüde), korkarım ki bela ve musibet üzerimizden hiç gitmeyecek. Tıpkı israiloğulları gibi  "çölde 40 yıl" serseriler gibi dolanıp duracağız da, hem dünyada hem de ukbâda hüsrana uğrayacağız.

Ne diyor Enfal 25? " Hem öyle bir fitne (imtihan, belâ, musibet)'ten sakının ki, (geldiği zaman) içinizden sâdece zulmedenlere dokunmaz (umûmî olur). Ve bilin ki şübhesiz Allah, azâbı pek şiddetli olandır."

Bela ve musibetler, zoru görünce işi Allah'a havale etme ve sıvışıp kaçma, bir anlamda sorumluluktan yırtma zamanı değildir. ÖZÜR DİLEME, PİŞMAN OLMA, TEVBE ETME, DERS ALMA, HAKKIYLA KULLUK ETME, MUHASEBE YAPMA, HATALARIMIZI VE EKSİKLERİMİZİ TESPİT EDİP BİR DAHA YAPMAMAYA ALLAH'A SÖZ VERME ZAMANIDIR.

Zincir (neyse, nasıl bir şeyse bu zincir) bunun için yapılmalı, başka değil.

Bir de, Araf 155'in bir kısmında Hz. Musa şöyle diyor: "İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helâk edecek misin (ya Rab)?"

NOT: Bu ve benzeri zincirler bu niyetle ve benzeri beklentilerle yapılacaksa, inşaallah tamamlanmamıştır/tamamlanmaz.

Eğer tamamlandı ise Ya Rabbî, ben senin bu hadsiz kullarından değilim, ben senden özür diliyorum, yaptığım bütün kusur ve hatalardan pişmanım, ben haddimi aştım ve büyük hatalar yaptım, bu dert ve hastalık beni sardı (Enbiyâ 83), bir daha tekrar etmemeye söz veriyorum, sen Rahman ve Rahimsin, beni affet (Tahrim 8).

Her türlü senaya layık olan senden başka ilah yoktur, şüphesiz ki ben zalimlerden oldum (Enbiyâ 87). Ey Rabbe'l-alemin, Rahman ve Rahim, din gününün sahibi hamde layık yegâne Allahım. Sadece sana ve sadece hakkıyla kulluk ve şükür yapmayı bana nasip et. Azgınlardan ve sapmışlardan değil, doğru yolda olanlardan eyle. (Fâtiha 1-7).

Amin.

Engin MUTLU

__________________________

0 yorum:

Yorum Gönder