31 Mayıs 2020 Pazar

Pazar, Mayıs 31, 2020 - 0 Yorum

Feth-i Mübin!

"567 yıldır güncel" bir mesele. İzah edeyim:

1453 yılında 53 gün boyunca; uzun yıllardır (1299-1453) süren futbol müsabakalarının netice vermemesi sonucu Doğu Romalılarla (Bizans Soyuyla), Türk-Osmanlı Müslümanlar arasında penaltı atışları yapıldı.

Sultan Mehmet Han Roma/Bizans Kalesine öyle şutlar çekti ki; son vuruşlarda toplar kalenin filelerini deldi, geçti. 

Bu bir “Zafer”dir, kazananı “Fatih”, yaptığı işi de “Fetih” yapar.

Sorun/mesele/problem şu: Bu penaltı atışlarını; gerek o gün, 30 Mayıs 1453 - 20 Cemaziyelevvel 857’de ceza sahasını belirleyen çizginin etrafında bekleyip, izleyenler; gerek bugün 29 Mayıs 2020-6 Şevval 1441’de tribünden seyredenler kimin taraftarı olarak izliyor(du), görüyor(du), anlıyor(du)? Kim hangi takımın taraftarı(ydı)?

Normal ve doğaldır ki; kaybeden, yenilen, sahayı boynunu eğmiş vaziyette gözleri yaşlı ve yere bakarak terk eden takımın taraftarı üzülür ve mağlubiyeti sindirebilmek için yorum yapar; kendini teselli edecek, avutacak birtakım fikirleri savunur. Bu ruh haline sahip kimseleri asla hor görmüyorum ve yadırgamıyorum. Zira ne bekleyebilirim ki; benim gibi; her galip takımın taraftarı gibi sevinip, havalara uçacak değil ya. Aksini beklemek abestir ve hata olur.

29 Mayıs 1453 – 20 Cemaziyelevvel 857 tarihinde biten maçın ardından, kendi ifadelerinin haricinde kimin hangi takımın taraftarı olduğunun tespiti için birçok formül, araştırma, inceleme vs. yöntemi vardır veya yapılabilir. Ancak en basit, anlaşılır, net ve güzel turnusol kağıdından/aidiyet testinden/taraftar onay belgesinden/DNA testi sonucundan biri de aşağıdaki şiirdir.

SEKİZ YÜZ ELLİ YEDİ 

"İslam'ın beklediği en şerefli gündür bu;
Rum Konstantiniyye'si oldu Türk İstanbul'u!

Cihana karşı koyan bir ordunun sahibi,
Türk'ün genç padişahı, bir gök yarılır gibi,

Girdi Eğrikapı'dan kır atının üstünde;
Fethetti İstanbul'u sekiz hafta üç günde!

O ne mutlu, mübarek bir kuluymuş Allah’ın!
Belde-i Tayyibe’yi fetheden padişahın,

Hak yerine getirdi en büyük niyazını;
Kıldı Ayasofya’da ikindi namazını!

İşte o günden beri Türkün malı İstanbul,
Başkasının olursa, yıkılmalı İstanbul!

Ben demiyorum, zira şiiri ben yazmadım; şiiri yazan “Nazım Hikmet RAN”, o diyor.


Nazım Hikmet

Bu da marş olarak dinlemek isteyenlere gelsin.

https://www.youtube.com/watch?v=nbwb8dPQ-vA      Aylin Şengün linki

Engin MUTLU

_________________________

0 yorum:

Yorum Gönder