Çarşamba, Aralık 31, 2025 -
0 Yorum
0 Yorum
Damlaya, damlaya hiç bir şey de olmayabilir.
Bunu sizlerle daha önce paylaştım mı bilmiyorum, kim söyledi ya da nerede okudum hatırlamıyorum, konuya hakim olmadığım için tam ifade de edemiyorum ama cümle şöyle bir şeydi; Kan ile göz yaşının varlık muhtevası aynıdır. Proein mi dedi, mineral mi dedi, damlayı oluşturan hücrenin ham maddesi mi diyordu, hatırımda kalmadı. Ama evet cümleyi şöyle tamamlamıştı: ikisi arasındaki tek fark, renkleri.
Sonra canım sıkıldığında yaptığım işlerden birine sığındım; İlahi Kelam'a... Radyoyu açınca, saki tefeül edtmişim gibi, Hz. Nuh ile kavmi arasındaki konuşmaların bir kısmı kulağıma değdi. Bana misafir olan kısmın evvelinde; kavmi kendisinin çağrısına kulak asmadıkları gibi, bir de yolundan dönmesini ve kendisine tabi olanları kovmasını istemişlerdi. Nuh Efendimiz bu izansız topluğuluğa "Allah'ın hazinelerinin yanında olmadığını, gaybı bilemeyeceğini, melek olmadığını, kendisine kulak verenlerin içlerinden ne geçirdiklerini de bilemeyeceğini söyledikten sonra, tam şu cümleleri söylüyordu: "Onların iç dünyalarında ne olduğunu Allah bilir, lakin ben size uyar da onları yarı yolda koyarsam işte o zaman aydınlığı bırakıp karanlığı seçmiş, zulmedenlerden olmuş olurum.(Hûd, 31.)" Ayetin akabinde bu izansız topluluk onun açık, net ve samimi sözlerine kulaklarını, zihinlerini ve aslında kalplerini kapattıkları yetmiyormuş gibi bir de "boş işlerle uğraşıp, ileri geri boş boş konuşmamasını, madem bir azap tehdidinde bulunuyorsa bunu fiiliyata geçirmesini istediler". Karşığında da "Allah dilerse olacaktır, ama azgınlığınızın hakkı olan azap üstünüze yağdığında siz buna mani olup da baş edecek ve güç yetirecek durumda da olamayacaksınız." cevabını aldılar.
Tıpkı kalbin hazinesinde çıkan, kan il göz yaşının kardeşliğini anlamadan, bir de onları birbirinde gayrısıymış gibi kabul etmenin; hem halbi, hem zihni hem de hayatı karanlığa terk etme zulmune terk etmek anlamına gemreesi gibi.
Bilir misiniz ne kadar ağlasarsanız merhamet hisleriniz o kadar reabilite olur, vicdanınız yeşerir, hayat güp-güzel bir hale gelir. Yani kendinizi önce kendinizde sonra sahibinin huzurunda bulursunuz. Ya da siz bulur musuuz bulmaz mısınız bilmiyorum, ama ben buluyorum.
Bu kabullerime rağmen bir hususu fark ettim: göz yaşlarım Allah ile aramdaki manileri kaldırmama vesile oluyor, oluyor olmasına da, aynı göz yaşı masiva veya fanilerden sebep döküldüğüne hiç bir işe yaramıyor. Bu hükme varmama sebep olan cümlenin sahibi yine nisyan perdeme takıldı, fakat kavli sanki şimdi vakıf olmuşum gibi hafızamda: Bir kula fani sebeplerle göz yaşı dökersen, giden her damlanın arrdından, sanki senden derya kopmuş gibi kurursun. Ta ki senin için dökülecek veya dökülen bir damla yaş mukabele edebiliyor veya edebilecek şekilde bulunabilsin. Senden ırak olan tonlarla damlaya mukabil, sadece bir damla; seven, vefalı, sevdalı, samimi ve hakiki bir tek damla kafi.
Bidayette ben de bilmez idim; ta ki göz yaşımla sohbet edene kadar. Ne yi mi, dostlar? Fani olanın neden fani ünvanını hak ettiğini.
Samatya
30 Ekim 2025
Engin MUTLU

0 yorum:
Yorum Gönder