6 Mayıs 2022 Cuma

Cuma, Mayıs 06, 2022 - 0 Yorum

Modern: Modernleşme, Modernite, Asrîlik?

 

Modern -modernleşme, modernite, asrîlik-; tüm zamanlarda barbar olan, vandal kalabilen batı medeniyetinin, sadece; kendine aydınlanma, kendine sanayi ve teknoloji, kendine bilim ve kendine hukuk zihniyetinin ürünü olan, tam anlamıyla özürlü-ma’lûl bir kavram-mefhumdur.

Bu kelimeyi ne zaman duysam, tarif edemediğim bir rahatsızlığın içinde yuvarlanıyor hissediyorum kendimi. Ne zaman bir kelimenin önünde veya arkasında bir tamlamanın “partneri” olarak okusam, cereyanda kalmış akciğer gibi şuurum burkuluyor. En çok da tüm zamanların her dem taze tek kelimesi “İslam” ve onunla bağlantılı herhangi bir mübarek kelimeye “ilintilenmesi” allak bullak ediyor zihnimi. Tüm türevleri-müştakları gibi, bir kelimenin makabline-önüne ve mâba’dine-arkasına tutuşturulmuş “Modern İlahiyatçı” kavramı da bu çerçevede kalmaktan başka bir mana vermiyor.

Bu acuze mefhum, sadece “Adetullah ve Sünnetullah” anlamında ve ekseninde kullanıldığında gerçek manasını bulabilir; başka değil.

Bugün kullanıldığı haliyle “modern” ve “ilahiyat” kelimeleriyle kendisini ifade eden her türlü fikir, şahıs, izah ve yaklaşımların Kur’an ve Sünnet dairesinde oturduğu zemin de “Cahiliyye” bakışı olmaktan başka bir anlam taşımayacaktır. İlmî enâniyet-bencillik, saplantılı bakış, mahallinden kopuk ve savrulmuş kadük bilgi ve hedonist bencillikten-hodbînlikten beslenen hafî-gizli şirkin adı modernlik değil de ancak olsa olsa “Ahirzamana Göre Güncellenmiş Cahiliyye Tavrı - AGGCT” olarak isimlendirilebilir.

Bu haliyle “Modern İlahiyat/çılık” zannedilen, aslında dayatılan Cahiliyye Tavrı (AGGCT) tıpkı 1500 yıl önce olduğu gibi, İslam’ı ıssızlaştırmak, Kur’an’ı ve Sünnet’i değersizleştirerek gözden düşürmek üzerine yapılandığı için Adetullah’a muhalif olmaktan öteye gidemeyeceği gibi, başka bir meseleye hayırla el atamaz, çözüm öneremez, teklif ve izah getiremez; müsbet bir zeminde hareket edemez. Muhtevasında, asla İlahî, insanî, tabiî bir durumun önem, öncelik ve değer taşıması da yer alması da imkân dahilinde değildir.

Modern-güncel-asî-çağlar üstü olan, yalnız ve ancak Adetullah ile Sünnetullah olabilir. İnsan üretimi olan, mahluk dili değmiş hiçbir şey modern olamaz. Mâsivâ ve fani olan her şey “demode-köhne”dir. İnsanoğlunun, “ancak yeni fark edebildiği şey”i modern zannetmesi “illüzyon-sihir, halüsinasyon-hayâl, varsayım-faraziye ve yanılsama-galât-ı his”dir. 1500 yıldır, hatta Hz. Adem’den beri var olan “şirk, enâniyet, fitne, fesat ve kendini tanrı zannetmek iddiası” nasıl modern-asrî-gelişmiş-yeni-taze kabul edilebilir ki?

Şairin (NFK) dediği gibi; “Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek…”

Adetullah ile Sünnetullah ise; ma’al-gayr olan varlıklar henüz yokluk-hiçlik-adem aleminde iken, her şeyin tüm ayrıntıları ile İlm-i İlahî’de var ve hilkati ile de hakikat olması halini açıklayan değişmez ilahî kurallardır.

Kur’an’ın dediği gibi (Fetih, 23); “Allah'ın öteden beri süregelen kanunu budur; ve Allah'ın kanununda asla bir değişme bulamazsın!”

Tıpkı “İslamcı, Aydın, Çağdaş” kavramları gibi, dilimize, zihnimize, gönlümüze hatta imanımıza zerk edilen ve sanal-zannî olan modernlik; algısı-idrâki, yanılgısı-hatası, suçu-cürmü ve günahından, ölmeden önce arınmak-tasaffî etmek ve tevbe etmek lazım gelir diyorum.

Engin MUTLU
Yeniköy
_________________________

0 yorum:

Yorum Gönder