Perşembe, Mart 26, 2020 -
0 Yorum
0 Yorum
Aslında "Ne" Oluyor?
Hem öyle bir fitne (imtihan,
belâ, musibet)'ten sakının ki, (geldiği zaman) içinizden sâdece zulmedenlere
dokunmaz (umûmî olur). Ve bilin ki şüphesiz Allah, azâbı pek şiddetli olandır. (1)
Bu musibetin, kim tarafından ne
sebeple ortaya çıktığı ayrı konudur, araştırılır, tartışılır, sebebi bulunur.
Ancak dünya üzerindeki bütün Müslümanlar nasıl bir gaflet içinde bulunuyorlar
ki; zarar dine, dokundu?
Bediüzzaman Said Nursi Hz.leri, sıkıntı
ve belaların meydana gelmesi ile ilgili der ki; "dinî olmayan musibetler,
hakikat noktasında musibet değildirler. Bir kısmı ihtar-ı Rahmanî’dir. Asıl
musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit
dergâh-ı İlâhiyeye iltica edip feryad etmek gerektir." (2)
Dinî musibetten kastettiği,
kulluğa dair fiili ve kavli işleri yapmamayı/yapamamayı sağlayan veya engelleyen
musibettir.
Düşünüyorum da şu an neredeyse
dünyanın hiçbir yerinde cemaatle namaz kılınmadığı gibi, hiçbir camide cemaatle
namaz kılınmıyor, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebi ve Mescid-i Aksâ başta olmak
üzere. Ne kadar sürecek belli de değil.
Camileri dolduranlar ihtiyarlar;
haberlerde görüyorsunuz, sanki onların da gidecek yerleri yok, vakit geçirecek
ortam peşindeler.
Egoizm, maddeperestlik, keyfîlik,
makam mevki sarhoşluğu, eyyamcılık, adam kayırmacılık neredeyse dünyadaki bütün
müslümanların hasleti olmuş. Üç kuruşluk dini ve hayri işlerimizi de hâşâ
Cenab-ı Allah ile pazarlık meselesi haline getirmişiz. Yukarıda saydığım Kutsal
mekanlar turistik gezi mekanları haline gelmiş.
Akif diyor ya, "Müslümanlık
nerde, bizden geçmiş insanlık bile. Alem aldatmaksa maksat, aldanan yok,
nafile." Bu vesile ile merhumun meşhur "Vaiz Kürsüde" şiirini
sindirerek okumalı dünyadaki bütün Müslümanlar.
Okumalı zira onun bu şiiri
yazmasına sebep olan şartlar maalesef şimdi de geçerli. Okumalı zira umumî
gafletimiz, Kur'an'da zikredilen ve helak olan kavimlerin gafletine benzemeye
başladı, Rabbim muhafaza eylesin.
Mesela; Arakan'daki Müslümanların,
Uygurların, mesela Hindistan'daki Mü’minlerin âh-u enînlerini durduracak ciddi
bir hamleyi dünya üzerindeki hiç bir Müslüman yapmıyor. Sadece Suriyelilerle
yetinmek yetmiyor. (Onlar da vatanlarını savunmak yerine, mülteci adı altında
kaçmışlar, yetmiyor gibi bir de kendilerine zulmedenlere kapağı atmak
derdindeler ya neyse) Avrupa vahşilerinin zulmedip ortada bıraktığı, açlıktan
susuzluktan kırılan Müslüman toplumlara; bir kaç bin kuyu açıp, senede bir defa
kurban bağışlamayla da olmuyor, demek ki.
Mazeret üretmeden, hiçbir savunma
mekanizması geliştirmeden, suçu kendimizde değil de başkalarında aramadan; şiir
nefsimizde yankı bulacak şekilde sindirilmediği sürece, Allah sonumuzu
hayretsin. Zira Enfal 25 çok açık ve net. Tıpkı Âd ve Semud gibi, tıpkı Lût ve
Nuh (aleyhimüsselam) gibi, tıpkı Kârun ve Sa'lebe gibi.
Tıpkı “Sizden önceki milletler şu
sebeple yok olup gittiler: Aralarından soylu, mevki ve makam sahibi biri
hırsızlık yapınca onu bırakıverirler, zayıf ve kimsesiz biri hırsızlık yapınca
da onu hemen cezalandırırlardı. Allah’a yemin ederim ki, Muhammed’in kızı
Fâtıma hırsızlık yapsaydı, elbette onun da elini keserdim.“ Hadisinde anlatılan
gibi. (3)
Bu bela dünyanın başına niye
geldi, kim getirdi, şu kertede kıymeti yok. Ama belli ki ubudiyetimizde, fiili
ve kavli amellerimizde ciddi sıkıntı var; zarar dine dokundu.
Ya Rabbenâ; bize medet eyle,
imdat eyle, yardım et. Senden başka gidecek kapımız, yardım isteyecek ve edecek
kimsesiz yok, bize mağfiret eyle.
Ya Fettah; bize hayırlı kapılar
aç. Bizi nefsimizin desiselerinden, Deccal ve Süfyanın şerlerinden muhafaza
eyle.
Ya Hannân, ya Mennân, ya Deyyân,
ya Settâr, ya Gaffâr senin dergâhına sığındık, gaflet uykusundan cümle Müslümanları
uyandır, bize senin rızana uygun ammeler işleyen kulların olmayı nasib et, ya
Rabbenâ.
Amin.
Engin MUTLU
(1) Enfâl, 25
(2) Lem’alar, İkinci Lem’a
(3) Buhârî, Hudûd 11, 12; Müslim,
Hudûd 8, 9
__________________________
__________________________

0 yorum:
Yorum Gönder