26 Mart 2020 Perşembe

Perşembe, Mart 26, 2020 - 0 Yorum

Aslında "Ne" Oluyor?


Endülüs Medeniyeti Enfal 25


Hem öyle bir fitne (imtihan, belâ, musibet)'ten sakının ki, (geldiği zaman) içinizden sâdece zulmedenlere dokunmaz (umûmî olur). Ve bilin ki şüphesiz Allah, azâbı pek şiddetli olandır. (1)

Bu musibetin, kim tarafından ne sebeple ortaya çıktığı ayrı konudur, araştırılır, tartışılır, sebebi bulunur. Ancak dünya üzerindeki bütün Müslümanlar nasıl bir gaflet içinde bulunuyorlar ki; zarar dine, dokundu?

Bediüzzaman Said Nursi Hz.leri, sıkıntı ve belaların meydana gelmesi ile ilgili der ki; "dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında musibet değildirler. Bir kısmı ihtar-ı Rahmanî’dir. Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiyeye iltica edip feryad etmek gerektir." (2)

Dinî musibetten kastettiği, kulluğa dair fiili ve kavli işleri yapmamayı/yapamamayı sağlayan veya engelleyen musibettir.

Düşünüyorum da şu an neredeyse dünyanın hiçbir yerinde cemaatle namaz kılınmadığı gibi, hiçbir camide cemaatle namaz kılınmıyor, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebi ve Mescid-i Aksâ başta olmak üzere. Ne kadar sürecek belli de değil.

Camileri dolduranlar ihtiyarlar; haberlerde görüyorsunuz, sanki onların da gidecek yerleri yok, vakit geçirecek ortam peşindeler.

Egoizm, maddeperestlik, keyfîlik, makam mevki sarhoşluğu, eyyamcılık, adam kayırmacılık neredeyse dünyadaki bütün müslümanların hasleti olmuş. Üç kuruşluk dini ve hayri işlerimizi de hâşâ Cenab-ı Allah ile pazarlık meselesi haline getirmişiz. Yukarıda saydığım Kutsal mekanlar turistik gezi mekanları haline gelmiş.

Akif diyor ya, "Müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile. Alem aldatmaksa maksat, aldanan yok, nafile." Bu vesile ile merhumun meşhur "Vaiz Kürsüde" şiirini sindirerek okumalı dünyadaki bütün Müslümanlar.

Okumalı zira onun bu şiiri yazmasına sebep olan şartlar maalesef şimdi de geçerli. Okumalı zira umumî gafletimiz, Kur'an'da zikredilen ve helak olan kavimlerin gafletine benzemeye başladı, Rabbim muhafaza eylesin.

Mesela; Arakan'daki Müslümanların, Uygurların, mesela Hindistan'daki Mü’minlerin âh-u enînlerini durduracak ciddi bir hamleyi dünya üzerindeki hiç bir Müslüman yapmıyor. Sadece Suriyelilerle yetinmek yetmiyor. (Onlar da vatanlarını savunmak yerine, mülteci adı altında kaçmışlar, yetmiyor gibi bir de kendilerine zulmedenlere kapağı atmak derdindeler ya neyse) Avrupa vahşilerinin zulmedip ortada bıraktığı, açlıktan susuzluktan kırılan Müslüman toplumlara; bir kaç bin kuyu açıp, senede bir defa kurban bağışlamayla da olmuyor, demek ki.

Mazeret üretmeden, hiçbir savunma mekanizması geliştirmeden, suçu kendimizde değil de başkalarında aramadan; şiir nefsimizde yankı bulacak şekilde sindirilmediği sürece, Allah sonumuzu hayretsin. Zira Enfal 25 çok açık ve net. Tıpkı Âd ve Semud gibi, tıpkı Lût ve Nuh (aleyhimüsselam) gibi, tıpkı Kârun ve Sa'lebe gibi.

Tıpkı “Sizden önceki milletler şu sebeple yok olup gittiler: Aralarından soylu, mevki ve makam sahibi biri hırsızlık yapınca onu bırakıverirler, zayıf ve kimsesiz biri hırsızlık yapınca da onu hemen cezalandırırlardı. Allah’a yemin ederim ki, Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, elbette onun da elini keserdim.“ Hadisinde anlatılan gibi. (3)

Bu bela dünyanın başına niye geldi, kim getirdi, şu kertede kıymeti yok. Ama belli ki ubudiyetimizde, fiili ve kavli amellerimizde ciddi sıkıntı var; zarar dine dokundu.

Ya Rabbenâ; bize medet eyle, imdat eyle, yardım et. Senden başka gidecek kapımız, yardım isteyecek ve edecek kimsesiz yok, bize mağfiret eyle.

Ya Fettah; bize hayırlı kapılar aç. Bizi nefsimizin desiselerinden, Deccal ve Süfyanın şerlerinden muhafaza eyle.

Ya Hannân, ya Mennân, ya Deyyân, ya Settâr, ya Gaffâr senin dergâhına sığındık, gaflet uykusundan cümle Müslümanları uyandır, bize senin rızana uygun ammeler işleyen kulların olmayı nasib et, ya Rabbenâ.

Amin.

Engin MUTLU

(1) Enfâl, 25
(2) Lem’alar, İkinci Lem’a
(3) Buhârî, Hudûd 11, 12; Müslim, Hudûd 8, 9

__________________________

0 yorum:

Yorum Gönder