Perşembe, Nisan 02, 2020 -
0 Yorum
0 Yorum
(D)aralıyorum...
Bir sıcaklık doldurdu hücrelerimi, bugün. Sevdanın dondurucu ateşi mi, ihanetin kavuran sakinliği mi bilemedim; yakıp kavururken bu his hücrelerimi, damarımda kanımın buz kestiğini hissediyorum sanki. Denizde boğulan balığın, oltanın ucun-daki çırpınışlarında sarf ettiği nefes almak mücadelesi midir, yoksa okyanusların dibinde artık rahatlayan ciğerin suyun içinde gark olduğu dinginlik midir?
Bugün, yağan yağmurla ağlamak istiyorum. İçime aksın da tarif edemeğim hislerimi yıkasın, yıkarken yaksın; sıcağın içindeki temizlik buzlarımı çözerken yeniden dondursun beni. Yakarken...
Artık sevmek denklemini eşitlemeye çalışmıyorum. Olduğu gibi bıraktım aşkın hürriyetinde; muhabbeti. Daralan ciğerlerim, saf ve berrak yeni bir nefes buldu. Meğer hakikatte zaten en temiz teneffüs halinde imişim. Sahip olduğum nimete gösterdiğim şükürsüzlükle, ne azametli zindanlarda hayat sürmüşüm.
Anlayamamışım sevmenin tek taraflı olduğunu... Bahtiyar olanın sevilen değil, seven olduğunu... En kutlu sevenin de sevilmeden seven olduğunu... Şahidi ve muhatabı olduğum, yalan sarmalından müteşekkil sevgisizliğe rağmen...
Fâni olanın fenada bulunduğunu anlamak, fena içinde vefa bulunmayacağını kavramak, vefalı olanın sevdalanmayı hak ettiğini yakalamak gerçeği elli yıl sürdü ama değdi.
Simdi, güneş, bir kere de beni etrafında döndürse ne olur? Sahipsiz kalmış yaprağın, savrulurken ritmine tutulduğu rüzgara bağlandığı gibi tutunayım O'na. Her şeye düzen veren Rabbimin düzenine bağlanmış bir kul olayım ve artık bu halimle Eşsiz Güneş'imin etrafında vecd ile, kararlılık içinde savrulayım semada, bir köşeden diğer köşeye.
Hamdolsun sevmişim, aşk nimetini tatmışım. Şükür ki hiç sevilmemişim ve binlerce şükür olsun ki; Allah-u Azze ve Celle bunu, biraz zahmetli de olsa gösterdi ve nasib etti. Muhakkak ki hamd ancak Allah (cc) içindir.
Artık sevmek denklemini eşitlemeye çalışmıyorum. Olduğu gibi bıraktım aşkın hürriyetinde; muhabbeti. Daralan ciğerlerim, saf ve berrak yeni bir nefes buldu. Meğer hakikatte zaten en temiz teneffüs halinde imişim. Sahip olduğum nimete gösterdiğim şükürsüzlükle, ne azametli zindanlarda hayat sürmüşüm.
Anlayamamışım sevmenin tek taraflı olduğunu... Bahtiyar olanın sevilen değil, seven olduğunu... En kutlu sevenin de sevilmeden seven olduğunu... Şahidi ve muhatabı olduğum, yalan sarmalından müteşekkil sevgisizliğe rağmen...
Fâni olanın fenada bulunduğunu anlamak, fena içinde vefa bulunmayacağını kavramak, vefalı olanın sevdalanmayı hak ettiğini yakalamak gerçeği elli yıl sürdü ama değdi.
Simdi, güneş, bir kere de beni etrafında döndürse ne olur? Sahipsiz kalmış yaprağın, savrulurken ritmine tutulduğu rüzgara bağlandığı gibi tutunayım O'na. Her şeye düzen veren Rabbimin düzenine bağlanmış bir kul olayım ve artık bu halimle Eşsiz Güneş'imin etrafında vecd ile, kararlılık içinde savrulayım semada, bir köşeden diğer köşeye.
Hamdolsun sevmişim, aşk nimetini tatmışım. Şükür ki hiç sevilmemişim ve binlerce şükür olsun ki; Allah-u Azze ve Celle bunu, biraz zahmetli de olsa gösterdi ve nasib etti. Muhakkak ki hamd ancak Allah (cc) içindir.
2 Nisan 2020
Âhir Kapı

0 yorum:
Yorum Gönder