Çarşamba, Haziran 17, 2020 -
0 Yorum
0 Yorum
Acep N'ola ki Temâşâ?
Dün, ikindi vakti gözlerimi bulutlara diktim. Sevdiğim zamanlardır gökyüzünü temaşa etmek; yukarıya, maviliklere doğru dalış yapmak.
Kendimi bildim bileli yaparken en masrafsız, en zevkli ve en şükürlü iştir. Ya da “idi” demeliyim, zira şehirlerde ne gökyüzü kaldı ne bulutlar ne de temaşa edecek huzur-u kalb. Hani derler ya “yer demir, gök bakır” işte öyle.
Bulutlar, kayaya yaslanmış çimen gibi, kediye sarılmış minder gibi, toprağı öpen bir damla yaş gibi aşkla dönen topaç edasıyla anlık gösteriler yaparak geçiyorlar. Dayanışmaları Anadolu gibi bereketli, hareketleri Anadolu İnsanı gibi zarif; hûşû içerisinde halaya duran, neşe içerisinde zikir çeken bulutlar. Nevruzda açan çiçekler gibi intizamla serpilmiştir, beyazın ve grinin her tonu. Ve bu vecd ile ne muhteşem desenler oluştururlar; bulutlar.
Aniden bir martı belirdi, ardından birkaç kırlangıç, serçeler, güvercinler. Ve ötelerde bir uçak; deldi geçti mi, yoksa yırtıp attı mı uygun düşer bilemedim, yarım asrı geçmiş serencâmımı pâreledi. Eski zamanlarda çokça söylendiği gibi; film koptu. Yıllar dediğim sayılar silsilesi bir anda silindi. Artık olmayan sayılardan oturmakta olduğum sandalyeye ulaşmam hiç zamanımı almadı. Almadı da son bakışımı ve son sözlerimi bulutlara kavuşturamamak içimdeki hasreti sayılara, sayılar da yeniden yıllara yaydı.
Arkasından seslendim: “bana bir de vefanın şeklini çizebilseydin çocukluğumun sevdası, eskimeyen dostum.” Kızdın desem; niye? Niye bir anda terk ettin mavileri ve beni? Sevdin desem, niye? Niye örttün maviliklerin yüzünü ve ümidimi? Anlayamadım. Sen darmadağın oldun ya, ben yine havasız kaldım.
Gökyüzünde bulutların apansız kaçışmasıyla oluşan havasızlığı, kopan bir filmin makarası gibi boşa dönüyor zannederim. Ta ki bulutların da kendisini bîzâr eden rüzgâra feryat ederek fısıldadığı, şairin şu hitabını duyana kadar:
Beni cândan usandırdı, cefâdan yâr usanmaz mı?
Felekler yandı âhımdan, murâdım şem’i yanmaz mı?
Meğer kavuşamamak üzerine kurgulanmış olan, bulut ile rüzgâr arasındaki aşk maviliklerde, bülbül ile gül arasındaki aşk da bahçelerde yaşanırmış. Meğer, çocukluğumdan beri gökyüzünde aradığım aşkı, Alemlerin Rabbi’ni bulmak için boşuna vefasız dünyada arar dururmuşum.
Mecnun kavuşmuş da darısı başıma inşaallah.
Nuripaşa
Engin MUTLU
____________________________

0 yorum:
Yorum Gönder