Çarşamba, Eylül 02, 2020 -
0 Yorum
0 Yorum
"Sadece Kendine Dondurma Sevdalısı” Olanlar...
16 yaşındaydım. Banliyö treniyle Zeytinburnu'ndan Sirkeci'ye giderken, Koca Mustafa Paşa yakınlarında, 20'li yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim hırpânî kıyafetli birisi para istedi. Cebimdekinin yarısını verdim. Geriye, trenin dönüş bileti ile bir simide yetecek kadar para kalmıştı. Bir süre sonra, Cankurtaran civarındayken dilencinin dondurma yediğini gördüm. O gün, benim, bitmesin diye kendime harcayamadığım harçlığımla onun dondurma yemesi ilk anda zoruma gitti ama sonra “demek ki canı dondurma çekmiş, olsun, inşaallah sevindirebilmişimdir" diye düşünmüştüm, hâlâ aynı kanaatteyim. O gün bugündür birisi benden para istediğinde ekseriyetle vermem, ama canı neyi çektiyse gidip onu almayı teklif ederim; nefsim birkaç lira yüzünden gaflete düşmesin diye.
Aradan, neredeyse 40 yıl geçti. Şimdi düşünüyorum da az buz değil, hayatımda ne çok "dondurmaya aç" insanlar olmuş. Yukarıda anlattığım gibi mağdur olanlardan değil, dondurma dükkânı açacak imkanları olanlardan bahsediyorum. Değilse aç birisinin varlığını bildiğimde, zaten tok yatamam.
Sözüm “sadece kendine dondurma sevdalısı” olanlara... Sözüm “ikimizin de dondurma alması mümkün iken, bendekine gözünü dikip, üstüne ikisini birlikte tüketmeyi” kendine gaye edinmiş olanlarla ilgili. Benim kıyıp da kendim için, harcamayı bırakın dokunamadığım güzellikleri kendilerine lezzet olarak görmüşler, bir de bana eziyet haline getirmişler meğer. Vaziyetim onlara "sanki bir düğün alayı" gibi görünüyor da benden, "tabutum geçti sokaktan" dememi istiyorlar gibi, sanki...
Ne diyebilirim? "Geçiş Kontrol Noktası"na yaklaştığım son günlerimde, tüm samimiyetimle, hâlâ o günkü düşündüğüm noktadayım; başladığım yerdeyim. Çünkü bunca zaman sonra hâlâ sol cebimde bir biletlik varış parası ile bir öğünlük dünya lezzeti var. "O Nokta"ya varmaya yetecek kadar; Elhamdülillah.
Bir de Seyfettin Sucu gibi:
Ecel gelirse bu câna,
"Baş ağrısı" bir bahane.
Mezar taşıma yazılsın;
"Bugün" bana, "yarın" sana… diyebiliyorum ki; sonsuz şükür.
Gerisi lâf-ü güzâf…
1 Eylül 2020
Engin MUTLU
_________________________


0 yorum:
Yorum Gönder