Cuma, Mart 10, 2023 -
0 Yorum
0 Yorum
Asırlık Bir Mektup
Bu yüzyıllık mektubun dikkatimi çekmesi ve hayranlığımın sebebi; 21 yaşındaki bir gencin hissiyatını böylesine harika bir dil ve üslup ile kaleme almış olmasındandır.
Ömrümün 18 yılı öğrencilik, 32 yılı ise öğretmenlik yapmak suretiyle; eğitimin ve kurumlarının içerisinde geçti. Ne kaybettik, niye kaybettik ya da geleceği ve nesillerini nasıl imar edebiliriz, meşhur ve makbul benzetme ile ifade edersem, ilim ile irfanı ayırmadan, özgül kıymetini zedelemeden eş zamanlı olarak hangi usul ile sürdürebiliriz? Eski-kadim miras ile yeni-taze kuşakları çatıştırmadan zihinleri aydınlatmak ve istikbale müspet katkı sağlamak nasıl mümkün olur? Bu ve benzeri sorular ile bunların cevaplarını arayıp, çözümler ve çıkış yolları bulmakla geçti. Eksiğiyle, fazlasıyla. Çok şeyler dinledik, birçok teşhis ve çareler üzerine düşündük, mesai yaptık, yorumladık, planladık, uyguladık, konuştuk.
Konu bu haliyle derindir ve bu hamur çok su götürür ama, bu mektup vesilesi ile kaybettiklerimizin ve korkarım ki telafi edemeyeceklerimizin ilk sırasında “ruh ve zihin dünyası bir dillik nimete muhtaç, lisansız nesiller” gelmektedir. Daha da acı olan ve bu acizi yaralayan, dilhûn eden asıl husus, büyük çoğunluğun, böyle bir derdin farkında olmaması. Fark edilir mi, edilirse telafisi ne kadar sürede mümkün olur, bilemiyorum? Telafiyi yapacak kâmil-yetişkin veya muallimlik-yetiştirmek görevini yerine getirecek bir kitle olur mu, kaldı mı, onu hiç bilemiyorum?
Yüzyılı devirmiş bu mektup(1) ayrıca, daha birçok tefekkür ve tezekküre sebep muhtevaya sahip olmakla beraber, nazar-ı dikkatimi ilkin bu yönüyle çekti ve bu muhasebeyi yapmama sebep oldu. Münir Dede satırları ile merhum üstat Cemaleddin Server Revnakoğlu’nu yakmış, kıvılcımı muhterem Mustafa Koç'u tutuşturmuş, hocamız da bendenizi kavurdu. Buyurun, asıl yitiğimiz nedir biraz da siz yanın; kaybettiklerimize…
-----
1. Orijinal metin(2):
-----
2. Orijinal metnin latinize edilmiş hali:
Babacığım!
Mübarek ellerinizden öperim. Merhume validem hanım için vecibe-i zimmet-i ferzendânem olan tilâvet-i Kur'ân'ı evkât-ı hamsede eda ediyorum. Mamafih şimdiki hâlde bir hatm-i şerif bizzat kendim hazırladım ve bir de dâhilinde tahsil-i ilm ile mütefeyyiz bulunduğum dershâne-i kemâlâtta bulunan rüfekâ-yı bendegânem miyanında da ayrıca bir hatm-i şerif okundu. Fakat iki hatmin duaları olmadı, inşallah an-karîbi'z-zamân mahalle mescidinde kıraât ettirilecek olan menkabe-i velâdet-i Muhammedî’yi müteakip dualarını ettireceğim.
Lâkin babacığım, mektebe geldiğim geleli validemin hasret-i iştiyâkı fevka'l-had arttı, her gece rüyada görüyorum. Kalbim her an ağlıyor, gönlümden hiçbir zaman valideciğimin hayali çıkmıyor. Hele hakk-ı âcizânemde olan şefkat-i mâderânesini tahattur ettiğim anda sanki kalbime ateşten bir kılıç saplanıyormuş gibi oluyor. Velhâsıl anneciğimin iftirâkı şu çirkâb-ı dünyada bırakmış olduğu yavrucağını âdeta bir meşale gibi yakıyor. Lâkin aşikârdır ki bu yaranın merhemini bulmak gayr-i kâbildir.
Bu sebepten Cenâb-ı Rabb-i müteâlden kalbime sabır ve metânet ve ruhuma ferah ve meserret talebindeyim. İşte şu nâr-ı ahkarânemi tâkdir-i sebeb esasen bir kere beher hâl ay izinlerinde hâk-i pây-ı devletlerinize yüz süreceğim, fakat zann-ı âcizânemce bu ziyaretle iktifa edemeyeceğim. Bunun için lutfen hiç olmazsa işbu ay izinleri arasında bir gün olsun yavrunuzu teşrifinizle müstagrak-ı sürûr ediniz. Ümit ederim ki şu kadarcık mülâkât-ı pederânenizle kalbimin ateşi bir miktar müntafî olacaktır. Baki cân u cihândan ve leffen muhterem ve mukaddes olan teveccühatınızın kemâ-kân bekası müstercâdır.
11 Eylül 319
Mahdumunuz Mehmed Münir(3)
-----
3. Metnin, Günümüz Türkçesi ile, mecburen mealen yazmaya çalıştığım çevirisi*:
Babacığım,
Merhume annem için evlatlık görevimin gereği olan Kur’an-ı Kerim okumayı beş vakit namazımda eda ediyorum. Bununla beraber bir hatm-i şerifi kendim hazırladım, bir de içinde ilim öğrenip, ışığıyla aydınlanmış bulunduğum hazırlık sınıfındaki samimi/yakın arkadaşlarım arasında ayrıca bir hatm-i şerif okundu. Fakat iki hatmin duaları olmadı, inşallah en yakın zamanda mahalle mescidinde okunacak olan Hz. Peygamber’in doğumunu anlatan bahislerin/mevlidin arkasından, dualarını ettireceğim.
Lâkin babacığım, mektebe geldim geleli annemin hasretine olan özlemim sınırsızca arttı, her gece rüyada görüyorum. Kalbim her an ağlıyor, gönlümden hiçbir zaman valideciğimin hayali çıkmıyor. Hele annemin bana göstermiş olduğu, anne merhameti ile damıtılmış şefkatini hatırladığım anda sanki kalbime ateşten bir kılıç saplanıyormuş gibi oluyor. Velhâsıl anneciğimin ayrılığı, şu kirli/fani dünyada bırakmış olduğu yavrucağını âdeta bir meşale gibi yakıyor. Lâkin aşikârdır ki bu yaranın merhemini bulmak mümkün değildir.
Bu sebepten kudret ve kuvvet sahibi Cenâb-ı Allah’tan sabır ve metânet ve ruhuma ferah ve sevinç istiyorum. İşte esasen, ben acizi yakan şu ateşi kabul etmeniz, hoş görmeniz dileğiyle ki; bir kerecik olsun, her ay verilen izinler dolayısıyla, bu ay siz değerli büyüğümün ayağının tozuna yüz süreceğim, size sarılıp hasretimi dindirmeye çalışacağım.
Fakat affınıza, müsaadenize sığınarak, hoş göreceğiniz kanaatiyle bu ziyaretle yetinemeyeceğim. Bunun için lütfen hiç olmazsa işbu ay izinleriniz arasında bir gün olsun yavrunuzu şereflendirirseniz, ziyaret ederseniz sevince boğarsınız, çok sevindirirsiniz, beni memnun ve mutlu edersiniz. Ümit ederim ki babam olmanızın bendenize kazandırdığı yüceliğinin bir nimeti, küçük bir hediyesi olarak, şu kadarcık karşılaşmamız, sohbetimiz bile kalbimin yangınının bir miktar sönmesine sebep olacaktır.
Son olarak, benim can sahibi olma ve dünyaya gelişimin sebebi olma nimeti ile varlık sebebim olmanızdan cesaret alarak, bana karşı göstermiş olduğunuz, her türlü saygı ve hürmete layık olan çok değerli yakın ilgi ve sevginizin eskiden olduğu gibi bu aciz evladınıza devamını rica ediyorum.
24 Eylül 1903
Oğlunuz Mehmed Münir
-----
Kaynaklar:
(1) Prof. Dr. Mustafa Koç, Revnakoğlu’nun İstanbul’u, c.3, Fatih Belediyesi Yayınları, 2021.
(2) Fotoğraflar, Prof. Dr. Mustafa Koç’un Revnakoğlu’nun İstanbul’u eserinden alınmış olup, tarafımdan renklendirilmiştir. Orijinal görüntüleri ve ayrıntılı bilgi için adı geçen esere müracaat edilebilir.
(3) 1882 1969 yılları arasında yaşamış, Türk mûsikisi bestekârı ve hocası, Klasik Türk Mûsikisi’nin son temsilcilerinden, Zekâîzâde Münir Dede namıyla da meşhur olmuş, dini musikinin yanı sıra din dışı musikide de üstatlar arasında yerini alan; memurluk, imam-hatiplik ve muhtarlık görevlerinde de bulunmuş, medeniyetimizin hezârfen şahsiyetlerinden Mehmed Münir Kökten’in, Fatih Darüşşafaka Mektebi’nde yatılı olarak okurken, aynı zamanda hocası da olan Türk mûsikisi bestekârı ve hocası Zekâi Dede’nin kızı olan annesi Ayşe Sıdıka Hanım’ın vefatı üzerine, Maltepe Hastahanesi dahiliye doktorlarından piyade mülâzımı olan babası Fahreddin Efendi’ye(4) yazdığı mektuptur.
(4) Nuri Özcan, İslam Ansiklopedisi, Mehmet Münir Kökten Maddesi.
* Çevirideki kifayetsizliğim için kusuruma bakmamanızı rica ederim. E.M.
Zeyrek
1 Aralık 2022
Engin MUTLU
_____________________________


0 yorum:
Yorum Gönder