Perşembe, Ağustos 01, 2024 -
0 Yorum
0 Yorum
Faydasızlar ve İştirakçileri
Aylar, hatta asırlardır o kadar boş lakırdı yapılıyor ki; ne mangalda kül kaldı ne lügatlerde kelime.
Mevzûmuza misdar olan ifade Hakîm, Âdil, Kemâl ve Cemâl sahibi Cenâb-ı Rahmân'ın Kur'an-ı Kerim'de bulunan; “Kim bir nefsi öldürürse....” diye başlayan, Mâide Sûresi 32. Âyet’te söylediği İlâhî Bilgi ve Emir!*
Meselenin püf noktası gözden mi kaçıyor, bilerek nazarlardan mı saklanıyor karar verebilmiş değilim. Bir dolu safdîl gürültü/görüntü kirliliği yapmaktan öte bir şey demiyor/yapmıyor. Günahları arşa değmiş mücrimleri, "safdîl" diyerek hafife aldığımı zannetmeyin, zaten kafi miktarda canımı sıkıyorlar, edebimi bozuyorlar; ipin ucunu kaçırmamak için bu kelimeyi tercih ettim.
Güzel Türkçemizde, sanki aynı mahlûku tarif ediyormuş gibi görünen iki tür ismi var; köpek ve itt. Her ne kadar lügatler eşanlamlı gibi tanımlasalar da bu iki isim-sıfat birbirine zıt mânâları karşılar. Bu mesele üzerine ayrıca eğilirim, lâkin şimdilik kısaca temas ettikten sonra, asıl mevzua geleceğim.
"Köpek" dediğimiz o mübarek varlığın en belirgin özelliği "sâdık" olmasıdır. Hem insana, hem vazifesine, hem de etrafında bulunan iyi niyetli her türlü mahluka, bilhassa çocuklara karşı sadakatiyle namı yürümüştür. Bir de "itt" kelimesi vardır ki; sözlü kültürde bambaşka mânâları hâvîdir. Az önce kısaca söylediğim "köpek" kavramının taşıdığı anlamın, tüm hususiyetleri ile zıddı olan mahluklar için kullanılır. Buna dair bir çok hikâye, hâdise, hâtıra, deyim haline gelmiş tarifler ve atasözleri sıralanabilir de bu bahsi ayrıca açacağım için bu kadar izah kâfîdir; ârif olanlara havale ederek asıl mevzua geleyim.
İster dört ayaklı bir itt, bir insanı heder etsin, farz-ı misal günümüzde Türkiye’de yaşananlar gibi; ister iki ayaklı bir itttoğğğluittt, bir insanı parçalasın, farz-ı misal yüz yıldır ve günümüzde Filistin’deki gibi, isterse de “birey(!)”in zihni bu vandallıklara hem gıda hem döşek olsun; farz-ı misal günümüzde ülkemiz dahil tüm dünyadaki gibi, fark etmiyor, hem de hiç mi hiç fark etmiyor. Sebebini merak edenler için söyleyeyim; çünkü itt'lerin tamamındaki huy da aynı, kan da...
Yani, sebebi ne olursa olsun katledilen, katline müsamaha edilen fert sayısı, Cenâb-ı Allah'ın kelamını dikkate aldığımızda “1” de olsa “1000”ler de olsa kökeni, mayası, hamuru “aynı barbarlık”. Bir de bu "3 hâdise"nin başında, ortasında veya sonunda yukarıdaki “3” durumdan en az birine taraf oldun mu; oldun, rıza gösterdin mi; gösterdin. Peki hatanı fark edip nedâmet getirdin mi; hayır! Geçmiş olsun, gayri sonradan tavrını değiştirmiş olmanın hiçbir ehemmiyeti yok; tebrikler. Çünkü bu “3” duruma sebep olanların “4”üncüsü oldun; artık sen de aynı bağırsakların ürünüsün demektir.
Meselenin keyfiyetine öncesinde, başında ve/veya ortasında vakıf ol[a]mamak, farkına var[a]mamak, tepki göster[e]memek, çözümden uzak düşmek aynı zamanda saflık, aptallık ve ahmaklığı da gösterir ama “özellikle ve bilhassa ve hususan”, sonuç “ayan beyan, açık seçik, net” olarak göründüğü halde hâlâ aynı fikirde direnmek, ısrar etmek; işte bu hâl öylecedir.
Artık kâinatın her tarafı; her meydan, her kuytu, her köşe, ayağınızı bastığınız her yer sizler için muhtemel ve potansiyel bir "yüznumara"dır! Artık, süslü kelimeleriniz, kuru kalabalık sözleriniz, yüksek desibelli tonlamalarınız hiçbir zaman “mânâlı bir mânâ” ifade etmeyecek! Yani; fikrinizin zuhûr ettiği, havayı kirletmeye başladığı yer tahâretli olsa ne olur, tahâretlenmese ne fark edecek? Zira üretici belli, üretildiği mekân belli, ürünün piyasaya sevk mahalli belli ve nihayet ürün belli!
Demem o ki; ne amaçla söylenirse söylensin, kim söylerse söylesin gayrisi zâid; gerisi lâf-ı güzâftır!
*Not: İnsanlar bu ayetten bahsederken, önceki (mâ-kabl) ve sonraki (mâ-ba’d) ayetleri şimdilik mevzu etmiyorum, ama neden, en azından bu ayetin başındaki, yani hemen öncesindeki “8 kelime”yi görmezden gelir; anlayabilmiş değilim. Açık açık yazsana, neymiş bu "8 kelime" diye soran olursa, derim ki; bir zahmet açıp okuyun. Hep armudun pişmesini beklemeyin; Mâide-32'deki "hakîkî hakikati" kavramakta sizin de emeğiniz bulunsun; bir zahmet!
Engin MUTLU
-----
📷Fotoğraf Hakkında:
- Engin Mutlu
- Hasret Getiren Yollar
- İğdir-Köseköy
- 2024
- Canon 80D
📷Fotoğraf Hakkında:
- Engin Mutlu
- Hasret Getiren Yollar
- İğdir-Köseköy
- 2024
- Canon 80D
_______________________________________

0 yorum:
Yorum Gönder