6 Aralık 2024 Cuma

Cuma, Aralık 06, 2024 - 0 Yorum

Kur'an-ı Kerim Nedir? 2 - Can Yakan Gaflet!

 

Bir derdim var dostlar. Yarım asırdır beni uğraştıran, çözdüm zannettikçe kördüğüme bağlanan, bırakın anlatabilmeyi, derman olmayı; okudum, anladım zannettikçe cahili ve gafili olduğumu fark ettiğim bir derdim var. Rabbime şükr olsun ki, bu aciz kulunun dünyadaki nefesini kesmeden fark ettirdi. Bendenizin ne kadar uyanabildiğimi bilemediğim; lakin salt nimet muhtevalı olduğunu fark edebildiğim bir derdim var. Hususan şahsıma, umumen olarak da hepimize ait olduğunu düşündüğüm yakıcı bir derdim var.

Ahirzamanda, özellikle Müslümanların yitiği nedir, Kur'an-ı Kerim niçin kitap raflarında mahpus, duvarlarda veya kulak önlerinde asılı kalıyor da içeriye; zihinlere, ilimlere, fiillere ve gönüllere dokunmuyor? Çoğu zaman, salt tek bir ayetin manasına takılıp kalıyoruz da niçin ve neden bütünü görmemiz mümkün olmuyor?
 
Kur'an-ı Azimü'ş-Şân yüzlerce yıl insanlık alemine rehber ve fener olmuş iken, bütün hayatımız boyunca şaşmaz ve şaşırmaz yol haritamız olması icap ederken;

    • Zirvede tek başına duran enaniyetimize,
    • Kibirle ziynetlenmiş bilgimize,
    • Ukalalıkla süslenmiş kelamımıza,
    • Gafletle doldurulmuş amellerimize,
    • Hakikatten uzak düşmüş nefeslerimize
dokunamıyor, işleyemiyor, kayıplarımızı fark ettiremiyor? Ciddi meselelerimize, hatta en basit çelişkilerimize bile derman olmuyor sorularının basit ve net bir cevabı vardır.
 
Biz, Kelâm-ı Kadîm'i hâşâ; ya bir muharririn ağdalı makalesi, ya bir şairin gönlünden sızan subjektif bir ilhamı, ya bir habercinin dar bakışıyla topladığı detaya boğulmuş ihbarı ya da başımız sıkıştığında bizi kurtarmak mecburiyeti olan emniyet supabı zannettiğimizdendir. Değil midir?

Oysa Hitâb-ı İlahî; çerçevesi hudutsuz zengin manaya sahip, her müşkile kafi, çok yönlü ve çok maksatlı, her derde deva her gönle şifa öyle bir hazinedir ki; zihnimizi, aklımızı fikrimizi, hulasa tüm alıcılarımızı enerjisinden mahrum bıraktığımız için anlayamıyoruz.
 
Öyleyse Kur’an nedir? Tarifi nasıldır?

Ki şu kısacık ömrümüz, şu sayılı nefeslerimizi, kelamımızı, fiillerimizi zayi etmeden son bulsun? Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Mu’cizât-ı Kur’âniye Risalesi'nde¹ açık ve ve net olarak izah etmiş; hastalığı teşhis ettiği gibi, hem ilacını belirtmiş hem de tedavinin nasıl olması gerektiğini yazmış. Sözlerime biz diyerek başladım lakin, ifadelerimin hayat bulması için evvelen kendimden başlamalıyım. Bendeniz, ihtiyacım nispetinde ve anlayabildiğim kadarıyla nefsime şöyle bir ders çıkarabildim. Siz de aynı dertten mustarip iseniz, buyurun.

Kur’ân-ı Mu'cizü'l-Beyân neyim olmalıydı?
  1. Şu büyük kâinat kitabının, yaratılışın başından itibaren her şeyin en doyurucu bir tercümesi.
  2. Tüm diller için, yaratılışa dair tüm işaretlerin zamanlar üstü yegâne tercümanı.
  3. Görebildiğimiz ve göremediğimiz tüm alemlerin müfessiri.
  4. Zeminde ve göklerde gizli olan Allah Teala’nın İsimlerinin manevî hazinelerinin kaşifi.
  5. Hâdiselerin satırları altında gizli hakikatlerin anahtarı olduğu gibi aynı zamanda görebildiğimiz ve görünmeyen alemin lisanı,
  6. Başlangıcı olmayan, bütün kusur ve eksiklikten uzak, sınırsız merhamet sahibi Allah'ın, görebildiğimiz alemin perdesi arkasındaki âlem-i gaybden gelen sözleri, sonsuza kadar geçerli lütfu ve hazinesi.
  7. İslâmiyet'in manevi âleminin güneşi, temeli, planı olduğu gibi, uhrevi alemlerin kusursuz haritası,
  8. Allah'ın; zatı, özellikleri, isimleri ve zatına ait işleri açıklayan sözleri, açık ve net yorumları, kesin delilleri ve açıklayıcı sözleri,
  9. İnsanları idare ve terbiye edicisi olduğu gibi, en büyük insanlık olan İslamiyet'in de suyu ve ışığı,
  10. Yaşam biçimi olarak beşerin ihtiyacı olan bilgiyi, yerinde ve gerekli olduğu kadar gayeye uyumlu hakikati,
  11. İnsanları mutluluğa sevk eden, şaşırtmasına ve ayrılmasına imkan vermeden doğru yolu göstererek Hakka ulaştıran,
olmalı değil miydi? Bir İlahi Hitap olması hasebiyle; tüm insanlığa destek ve yardımcı olan, eşsiz fırsat, imkan, özellik ve muhtevaya sahip Kur'an-ı Kerim'in bu temel ve göz ardı edilemeyecek vasıflarından hangisi/hangileri benim nefeslerime güç verdi, veriyor? Bu nimeti ve ikramı böylece bilip, kabul edip okuyabildim mi? Anlamaya ve kavramaya çalıştım mı? Can alıcı soru belki de şudur; bunların farkında mıydım? Farkında mıydık ve dahi biz?

İnsan için aynı zamanda;
    • Dünyevî ve uhrevî kuralların bulunduğu bir Şeriat Kitabı,
    • Allah Teâlâ ile bağlantımızı sağlayan Dua Kitabı,
    • Her şeyin yerli yerinde olduğunu anlatan, açıklayan , gösteren İlim Kitabı,
    • Rabbimize layık kul olmanın yöntemlerini gösteren Ubudiyet Kitabı,
    • Davranışlarımızın nasıl olması gerektiğini gösteren, hayra çağıran Davet Kitabı,
    • Hak Teâlâ'yı anma ve ona layık olabilme yöntemlerini tarif eden Zikir Kitabı,
    • Fiil ve zihinlerimizi terbiye eden Tefekkür Kitabı
olduğunu bilmiyor muyduk, unuttuk mu yoksa dünyevî işlerimizde koyacak yer mi bulamadık?

Allah aşkı söyle nefsim, beşer olmaktan öteye geçip insan değerine ulaşmış herkesin; manevi ihtiyaçlarına kaynak olacak, tüm bilgi ve kitapları içeren, en kapsamlı, kusur ve noksanı bulunmayan başka Kitap mı var?

Bunca Hakka dost olmuşların, hakikati tasdik edenlerin, hem araştırıp gözler önüne seren, hem de aynı zamanda gönlü de uyanık olanların; birbirinden farklı tavır, yöntem ve meslekleriyle açtıkları yolu aydınlatarak, peşlerinden gelen ve aynı usulü tarz edinmiş herkesin birbirinden farklı zevk, güzellik ve maksatlarına uygun olarak rota ayarlayan kitapçıklarla dolduran, eksiksiz kütüphane olan başka Semavî Kitap oldu mu?

Halin böyleyken ne diye hala uyuklarsın, niçin fani ile oynar ve oyalanırsın, ey gafil nefsim? Bil ki; Kur’ân-ı Azîmü'ş-Şân, yücelerin yücesi Allah'ın makamından; O'nun eşsiz ve yücelerin yücesi isimlerinin en yüce mertebelerinden; Mevlâyı Müteâl'den ikram ve hediye olarak gelmiştir, başka değil!

Sahip olmakla böbürlenip durduğun, ama ne göklerin hikmetini kavrayacak kadar boyu olmayan ne de yeri yarıp sümbüllendirecek mecali bulunmayan ilmin ve malın Kur'an'ın bir harfini anlamaya bile takat getiremiyor. Dilini, kalbini, aklını ve zihnini işine geldiği gibi, işine geldiği kadar, işine yaradığı sürece kullanarak Kelamullah'a bakma, vaz geç artık tekebbürden.

Zira Kur'ân-ı Kelâm-ı Âl-i Şân;

Arz u semanın Rabb'i Allah’ın kelâmıdır.
Varlıkların Hüdâ'sı, Müheymin’in fermanıdır.
Kainatın Müsavvir’i Bârî'nin hitabıdır.
Sücûd ile kulak verip sözlerini duyana
Her şeyi Vâsî olanın, seninle sohbetidir O!

Hâkim-i Mutlak'tan bize zaman üstü bir hutbe,
Rahmetiyle kuşatanın iltifatı; hediye.
Haşmetinin kibriyası sır bırakmaz geriye,
İhtiyac-ı zarurî gıdayı ruh okuyana 
Ulaşılmaz yücelerden hikmet yayan nurdur O!

Kelâmullah unvanı başka neye layıktır?
Enbiyâ'nın suhufu miftahtır; açacaktır,
Her kelime Kapı'dan nurunu saçacaktır.
İlham verir rahmetle cümle halk olunana;
Sana özel kelamı, Rabbinin sözüdür O!

Eş-şükr-ü lillâh!
Ve'l-hamd-ü lillâh!
El-hamd-ü lillâh, el-hamd-ü lillâh!

Ve Kur'ân;
    • Bütün Peygamberlerin (Aleyhimüsselam) kitaplarının,
    • Bütün velilerin (Radiyallahuanhüm) kitapçıklarının
    • Hz. Muhammed (sav)'in izinden ayrılmayanların (k.s.) eserlerinin özetini içerir.
Ve işte böylece Kur'ân;

    • Her yönüyle aydınlıktır.
    • Vehim ve şüphelerin karanlıklarından uzaktır.
    • Dayandığı yer; varlık boyutlarının ötesi bir söz, Allah'ın vahyidir.
    • Hedefi ve gayesi; görüldüğü üzere ebedi bir saadettir.
    • Muhtevası, apaçık, pürüzsüz, saf olan hak yolu tarif eder.
    • Üstünden imanın nurları yayılır.
    • Altı kesin delil ve bürhanlarla sağlamlaştırılmıştır.
    • Sağı, kalb ve vicdanı yaşatır
    • Solu, akıl ve iz'anı besler.
    • Meyvesi Rahman'ın rahmetini ve cennet yurtlarını yaşatır.
    • Makamı, değeri ve hak ettiği yeri,  melekler, insanlar ve cinlerin doğru bir teşhis ile kabul ettikleri, yücelerden ikram edilmiş İlahî bir kitaptır.

Söylesene Kur'an hakkında zikredilen bu sözler kesinlik taşımaktan, ispatlı olmaktan başka ne muhteva taşır? Bunlar soyut iddialar değil, tamamı düşünen her zihne, araştıran her akla, uyanık bütün gönüllere kesin delillerle ispatlanmış ifadelerdir. Nefsine ve fani olana aldanma, ne olur?

Yaş ve kuru her şeyden bahis açan Kur’an her şeye ve herkese kafidir. Benciliğimiz, kibrimiz, kusur ve günahlarımız fener olunca bir milim ötesini göremeyeceğimizi niçin unuturuz?

Nasıl olur da sadece bir veya birkaç ayetindeki, bir veya birkaç kelimesinin, lügatlerdeki yalnız bir mana karşılığı ile yetinir, kısır bir meallendirme ile dar bir çerçeveye hapsederiz?

Bizi hangi akıl, hangi servet, hangi meta ve menfaat ikna etti ki; tek ve yegane ve biricik Muallimi, Muarrifi, okuma ve anlama Rehberi ve Örneği; Hazret-i Muhammed-i Zîşân Efendimiz Aleyhissalatu vesselamı dikkate almayıp, dipsiz gaflet çukurlarına gönüllü, bile isteye dalarız?

El-'iyâzu billah.

Kapını bize kapatma Allah'ım! Sevginden bizi mahrum etme Allah'ım! Rahmetini üzerimizden kaldırma Allah'ım! Senin sözünden başka sözü bize duyurma Allah'ım! Senin ikramından başka ikramı bize leziz kılma Allah'ım! Senin rızandan başka razılık yoktur; bizden razı olacağın niyetler ve ameller yapmamıza yardım et Allah'ım! Rasûl-ü Zîşan'ın yolunu bize sevdir, onun sevgisini kalbimize nakşedecek ameller yapmamıza yardım et Allah'ım. Bizleri kulun olarak yarattın, kulun olarak yaşat ve kulun olarak öldür; huzuruna "kulum" diye çağır Allah'ım!

۞

وَمَا أُبَرِّئُ نَفْسِي إِنَّ النَّفْسَ لأَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ إِلاَّ مَا رَحِمَ رَبِّيَ إِنَّ رَبِّي غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği durumlar hariç, olanca gücüyle kötü huyları ve süflî arzuları yapmak ister. Ama Rabbim, affedicidir; merhamet sahibidir. (Yusuf, 53)

۞

لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَۗ اِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَۚ

Senden başka ilâh yoktur; seni tenzîh ederim! Gerçekten ben  zulmedenlerden oldum! (Enbiyâ, 87)

۞

قُلْ هُوَ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَٓاءٌۜ

De ki: O, îmân edenler için bir hidâyet ve bir şifâdır! (Fussilet, 44)

۞



2 Aralık 2024
Engin Mutlu

-------------------

¹ Metin, Bediüzzaman Said Nursî'nin Sözler isimli eserinde bulunan, Yirmibeşinci Söz'ün, Mu’cizât-ı Kur’âniye Risalesi bahsinin Mukaddimesi'nden faydalanılarak yazılmıştır.

_________________________

0 yorum:

Yorum Gönder