31 Ocak 2025 Cuma

Cuma, Ocak 31, 2025 - 0 Yorum

Irmak...


Yalnız başlayan bir yolculuk, kalabalıklarla coşmuş gibi görünen bir serencam ve tek başına biten bir ömür.

Mütemadiyen zaiftir dere derler, zaman zaman hetbetliyse çay. Yolu uzundur, bazı yerlerde coşar, bazı yerlerde sükunete erer; dere gelir bir kaç kelam, çay gelir bir miktar sohbet ederler, o vakit ırmak olur. Nehir'lendiğinde artık toprakla ve insanıyla, hayvanıyla tek vücut olmuştur ama aslında ırmak iken aynı zamanda kahramanlığıyla dillere ve tarihlere geçmiştir.

...

Niye dedi, niye farklı mecralara yönlenir de kollarından sadece birisi hayat verir? Ha, bir de niye düz gitmez de yolunu uzatır?

Nereden bilsindi ki; ırmağın kıvrıla kıvrıla derbeder olduğunu, nereden işitsindi her kıvrımda canının da burkulduğunu, akıttığı yaşlarla Rahman tarafından kendisine yüklenen cana can verme nimetini, yine O'nun yarattığı canlara sunarken her damlada canından can gittiğini? Kopan her parçası sayesinde, kendisi ölümlü de olsa bir başka canla hayatına devam ettiğini de nasıl bilebilirdi ki?

İnsan terlermiş, bazan burnu akar bazan da yaralanır kanı dökülürmüş. Bir de ağladığı olurmuş. Enteresan olan insan vücudundan akan tüm sıvılardan sadece gözyaşının neredeyse kan ile aynı gibi olması. Zehirsiz, kokusuz, zararsız ve kan gibi değerli. Göz yaşı iki gözden de akar, hatta kahir ekseriyet hep iki gözde olur ve hep beraber akarlar, her iki gözden, aynı anda, eş zamanlı ve ortak final yaparak. Bazen tana tane, bazen sular seller gibi; bazen bir kaç saniye bazen de zamanlarca.

Sadece tek gözden aktığı nadirattandır göz yaşının ve çoğunlukla da soldakinden. Ehl-i hal bilir ki, kalbin temizleyip sevkettiği kan, işteo sol gözden aktığında buharlaşır ve kalbe geri döner, tıpkı denize tek başına akan ırmak gibi.

0 yorum:

Yorum Gönder