19 Ağustos 2020 Çarşamba

Çarşamba, Ağustos 19, 2020 - 0 Yorum

Kalem ile Kağıt: Cefakârlık ile Vefakârlık...

Nasıl Vefalı Olunur?

Dillere pelesenk olmuş, hemen hemen şu mealde iki cümle var: "Anladım ki; vefa İstanbul'da sadece bir semt adı imiş" ya da "gördüm ki; vefa sadece boza markası imiş."

Azıcık canı yanan muhatap olduğu olumsuzluğu; aldatılmışlığını, sukût-u hayallerini bu sözlerle ifade etmeye çalışıyor. Hâlbuki "cefakâr" olunamayınca "vefakâr" olunamıyor. Ne cefasını çekmediğine vefalı olabilir insan ne de cefanı çekmeyenden vefa görebilirsin. Bu hakikate aykırı ahlâk sahibi olmak, egoist/bencil/enaniyetli olmak manasına gelir ki; nihayetinde ya bitmeyen azap yaşıyor/yaşatıyor insanoğlu ya da dinmeyen sızı sahibi oluyor/ediyor.

İşin aslı, hem "kitabet"e programlı bir kalbe ve dile sahip olmalı hem de "kitabet"e uyumlu dostlara. Oldu mu kağıtla kalem gibi dostların olacak. Sen, hislerini; sevinç ve kederlerini; niyet, fikir ve birikimlerini paylaşıyorsun. Onlara düşen, birkaç kelamla "karalanma"k, sana düşen de bu vesileyle "teskin olma"k. Karalıyorsun birkaç satır; gönlün ferahlıyor, karalanıyorsun birkaç kelam; gönlü rahatlıyor.

Bu noktada, hiç önemsenmeyen, belki hiç bilinmeyen ama kilidi açacak anahtar, şu sorunun cevabına bağlı: Sizin hiç "böyle dostlarınız oldu" mu? Daha da can yakanı, siz hiç "böyle dost olabildiniz" mi?

Ama bilinmeli ki; sebep veya sonuç ne olursa olsun; şekli, yöntemi ve müsebbibi nasıl görünürse görünsün, yine de vefasızlığın ilacı olmadığı gibi çekilen ıstırabın nihayeti de olmayacak dünyada...

Âşık Seyranî bu vaziyeti ne güzel ifade etmiş:
"Eski libas gibi aşıkın gönlü,
Söküldükten sonra dikilmez imiş…"

Velhasıl kalemle kâğıt gibi yekvücut olmalı insan. Zira kalemle kâğıt hem cefakâr hem de vefakâr iki dost  vesselam.

19 Ağustos 2020
Engin MUTLU

_________________________

0 yorum:

Yorum Gönder