13 Aralık 2022 Salı

Salı, Aralık 13, 2022 - 0 Yorum

Acaba?

 

"Derdimi ummana dökeyim, asuman dinlesin" istiyordum. Gün ışımak üzereyken oturmuştum sahildeki iskemleye. Kaç dalga sökmek üzere olan şafağın kızıllığındaki şifayı hazmetti de kaç martının kanadını okşadı? Saatler mi geçti, dakika mı oldu saymadım. Bu merhamet alış verişindeki nazenin musikîyi meşk ederken; kırık havası ve tok tınısıyla bir ses duyar gibi oldum:
- Delikanlı!
 
Duyulur duyulmaz bu hitabı haliyle üzerime alınmadan, mahlukatın sabah niyazını seyre devam edecektim, lakin sesin sahibi aynı kelamı omuzuma dokunarak tekrar edince, usulca kafamı çevirip seslendim:
- Kimi ararsın efendi, belli ki aradığın ben değilim? Bir sen, bir ben, bir de Mülkün Sahibi, etrafta kimse yok. Söyle hele...
 
Gayri ihtiyarî tarayıverdim muhatabımı. Sade giyimliydi, yaşını kestiremedim alacakaranlıkta. Gözleri yere mi bakıyor, sahilden ufuk çizgisini mi hizalıyor, anlayamadım. Sizin anlayacağınız, insan ilk defa birini görünce ne yaparsa o tavırla bir müddet süzüverdim ama hiç oralı değildi:
  - "Okuyabildiğin kadar akıllı, yazabildiğin kadar zeki, dinleyebildiğin kadar insan; düşünebildiğin kadar kulsun."
 
Bir elif miktarı nefes aldıktan sonra devam etti:
  - "Neresini anlayamadın hayatın da girift, anlaşılmaz geldi sana?"
 
Yanıma oturdu. Artık kaç elif miktarı zaman geçti, bu süreye kaç nefes aşketti hâlâ bilmiyorum. Sağ elimi sağ dizime koydum, hafifçe sıkarak sol elimle sol yanımı işaret edip yüzüne bakarak:
  -  "Sabır. Sabır yok mu, işte onu dostum?" Dedim.
  - "Akıl ile zeka, dinleyip düşünerek tefekkür çarkını tamamlar. Ama süreç sabırla tekamül eder, olgunlaşır, yani sabır mayasıdır işin. İşin içindeyken sabır yoksa, hiçbiri zaten gerçek hüviyetiyle olmamış manasına gelir. Değilse, sonundaki sabır isyana götürür insanı. Sen şükrü sormalıydın; tâ ki, aklın ve zekân seni insan yapsın da Rabbinin kapısını, kulu olarak çalabilesin. İşte, kapı; varman gereken son kapı şükür kapısıydı. De bakalım, açılır mı sana?
 
Sözlerini bitirdi, üç elif miktarı nefes aldı, iki eliflik baktı; bir eliflik sürede uzaklaştı. Öyle gözden bir anda kaydolup gitmedi, halâ bakıyorum arkasından. Şafağın kırmızısı sırtında sarıya boyanırken, ağır adımlarla uzaklaştı, yağmur damlası gibi taneciğe dönüştü ve gitti.
 
Şimdi, yarım yüzyılı bir kaç elif miktarı devirdiğim zamanlarda tekrar başa döndüm. Boş bıraktığım her aralığı sabırla bağlayıp, akabinde "şükür" diyorum; verdiğine de vermediğine de...
 
Acaba açar mı, "Kapı"sını?
 
İnşaallah!


Fındıklı
13 Aralık 2022
Engin MUTLU

____________________________

0 yorum:

Yorum Gönder